Sure 68 El-Kalem (Kalem), ayet 17 – 33

  1. إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

    Biz; vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devşireceklerine ve biçeceklerine yemin etmişlerdi.

    68:17
  2. وَلَا يَسْتَثْنُونَ

    Bir istisna da yapmıyorlardı.

    68:18
  3. فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ

    Ama onlar, daha uykuda iken; Rabbının katından gönderilen bir salgın onu sardı da,

    68:19
  4. فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ

    O, kupkuru kesildi.

    68:20
  5. فَتَنَادَوْا مُصْبِحِينَ

    Sabah erken birbirlerine seslendiler;

    68:21
  6. أَنِ اغْدُوا عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَارِمِينَ

    Mahsullerinizi devşirecekseniz erkence çıkın, diye.

    68:22
  7. فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ

    Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

    68:23
  8. أَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْكِينٌ

    Sakın bugün hiç bir yoksul çıkmasın karşınıza ve oraya girmesin, diye.

    68:24
  9. وَغَدَوْا عَلَىٰ حَرْدٍ قَادِرِينَ

    Güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.

    68:25
  10. فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوا إِنَّا لَضَالُّونَ

    Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlış geldik.

    68:26
  11. بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

    Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık.

    68:27
  12. قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

    Ortancaları dedi ki: Ben size demedim mi? Tesbih etmeli değil miydiniz?

    68:28
  13. قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

    Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gerçekten biz, zalimlerden olmuşuz.

    68:29
  14. فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ

    Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.

    68:30
  15. قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا طَاغِينَ

    Dediler ki: Yazıklar olsun bize, doğrusu biz; azgınlardanmışız.

    68:31
  16. عَسَىٰ رَبُّنَا أَنْ يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِنْهَا إِنَّا إِلَىٰ رَبِّنَا رَاغِبُونَ

    Belki Rabbımız bize bundan daha iyisini verir. Doğrusu biz; artık Rabbımızdan dilemekteyiz.

    68:32
  17. كَذَٰلِكَ الْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

    Azab işte böyledir. Fakat ahiret azabı elbet daha büyüktür. Keşki bilmiş olsalardı.

    68:33

Meal: İbni Kesir