Mushaf, sayfa 373

  1. إِنْ هَٰذَا إِلَّا خُلُقُ الْأَوَّلِينَ

    Bu, öncekilerin adetinden başka bir şey değildir.

    26:137
  2. وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

    Hem biz, azaba uğratılacak da değiliz.

    26:138
  3. فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَاهُمْ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

    Böylece onu yalanladılar. Ve Biz, onları yok ettik. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü´minler olmadı.

    26:139
  4. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

    Ve muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz´dir, Rahim´dir.

    26:140
  5. كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلِينَ

    Semud da peygamberleri yalanladı.

    26:141
  6. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَالِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    Hani onlara kardeşleri Salih demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?

    26:142
  7. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.

    26:143
  8. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin.

    26:144
  9. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.

    26:145
  10. أَتُتْرَكُونَ فِي مَا هَاهُنَا آمِنِينَ

    Burada emniyet içinde bırakılır mısınız?

    26:146
  11. فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

    Bahçelerde, çeşmelerde.

    26:147
  12. وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

    Ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında.

    26:148
  13. وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا فَارِهِينَ

    Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız?

    26:149
  14. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    O halde Allah´tan korkun da bana itaat edin.

    26:150
  15. وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ

    Müsriflerin emrine itaat etmeyin.

    26:151
  16. الَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

    Onlar ki yeryüzünde bozgunculuk yaparlar da ıslah etmezler.

    26:152
  17. قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ

    Dediler ki: Şüphesiz sen, ancak büyülenmişlerdensin.

    26:153
  18. مَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا فَأْتِ بِآيَةٍ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

    Hem sen, bizim gibi insandan başka bir şey değilsin. Şayet sadıklardan isen o zaman bir ayet getir.

    26:154
  19. قَالَ هَٰذِهِ نَاقَةٌ لَهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

    Dedi ki: İşte şu devedir. Su içme hakkı; belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir.

    26:155
  20. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    Sakın ona bir kötülük yapmayın. Yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.

    26:156
  21. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا نَادِمِينَ

    Onlar ise onu kestiler de pişman oldular.

    26:157
  22. فَأَخَذَهُمُ الْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

    Bunun üzerine azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü´minler olmadı.

    26:158
  23. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

    Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz´dir, Rahim´dir.

    26:159

Meal: İbni Kesir