Mushaf, sayfa 519

  1. لَهُمْ مَا يَشَاءُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ

    Orada diledikleri onlarındır. Katımızda daha fazlası da var.

    50:35
  2. ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ ۖ ذَٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ

    Selemetle girin oraya. İşte bu, ebediyet günüdür.

    50:34
  3. مَنْ خَشِيَ الرَّحْمَٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَاءَ بِقَلْبٍ مُنِيبٍ

    Görmediği halde Rahman´dan korkan ve Allah´a yönelik bir kalb ile gelenlere.

    50:33
  4. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ

    İşte size vaadolunan budur. Ki o; daima Allah´a yönelen ve buyruklarına riayet eden,

    50:32
  5. وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ

    Cennet de takva sahiplerine yaklaştırılır. Zaten uzakta değildir.

    50:31
  6. يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ

    O gün cehenneme: Doldun mu? deriz. O da: Daha var mı? der.

    50:30
  7. مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَا أَنَا بِظَلَّامٍ لِلْعَبِيدِ

    Benim katımda söz değiştirilmez. Ve Ben, kullara asla zulmedici değilim.

    50:29
  8. قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ إِلَيْكُمْ بِالْوَعِيدِ

    Buyurdu ki: Benim katımda çekişmeyin. Size önceden tehdid göndermiştim.

    50:28
  9. قَالَ قَرِينُهُ رَبَّنَا مَا أَطْغَيْتُهُ وَلَٰكِنْ كَانَ فِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ

    Onun yakın dostu dedi ki: Rabbımız; onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı.

    50:27
  10. الَّذِي جَعَلَ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ فَأَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّدِيدِ

    Ki o; Allah´tan başka bir ilah edinmiştir. Haydi siz ikiniz, onu en şiddetli azabın içine atın.

    50:26
  11. مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُرِيبٍ

    Hayra bütün hızıyla engel olan azgın şüpheciyi.

    50:25
  12. أَلْقِيَا فِي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ

    Siz ikiniz, atın cehenneme; her inatçı kafiri;

    50:24
  13. وَقَالَ قَرِينُهُ هَٰذَا مَا لَدَيَّ عَتِيدٌ

    Ona yakın olan dedi ki: İşte yanımda hazır olan şey.

    50:23
  14. لَقَدْ كُنْتَ فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ

    Andolsun ki; sen, bundan gaflette idin. İşte senin perdeni kaldırdık. Bugün artık görüşün keskindir.

    50:22
  15. وَجَاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَائِقٌ وَشَهِيدٌ

    Her nefis, yanında bir sürücü ve şahidle gelir.

    50:21
  16. وَنُفِخَ فِي الصُّورِ ۚ ذَٰلِكَ يَوْمُ الْوَعِيدِ

    Sur´a üfürülmüştür. İşte bu; geleceği vaadedilen gündür.

    50:20
  17. وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ۖ ذَٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحِيدُ

    Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte bu; senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir.

    50:19
  18. مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

    O, bir söz atmaya dursun; mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.

    50:18
  19. إِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ

    Sağında ve solunda onunla beraber oturup amellerini tesbit eden iki de tesbit edici vardır.

    50:17
  20. وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ ۖ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

    Andolsun ki; insanı, Biz yarattık ve nefsinin kendisine ne fısıldadığını da biliriz. Biz, ona şah damarından daha yakınız.

    50:16

Meal: İbn Kesir Tefsiri