Mushaf, sayfa 529

  1. إِنَّا مُرْسِلُو النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْ

    Gerçekten onları, imtihan etmek için dişi deveyi gönderen Biziz. Onları gözetle ve sabret.

    54:27
  2. سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَنِ الْكَذَّابُ الْأَشِرُ

    Yarın kimin pek yalancı, şımarığın biri olduğunu bileceklerdir.

    54:26
  3. أَأُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

    Zikir, aramızdan ona mı verilmiş? Hayır o, pek yalancı ve şımarığın biridir.

    54:25
  4. فَقَالُوا أَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُ إِنَّا إِذًا لَفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ

    Dediler ki: İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz, sapıklık ve delilik etmiş oluruz.

    54:24
  5. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ

    Semud kavmi de uyarıları yalanladı.

    54:23
  6. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

    Andolsun ki; Biz, Kur´an´ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan var mı?

    54:22
  7. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

    İşte Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?

    54:21
  8. تَنْزِعُ النَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ

    İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp yere seriyordu.

    54:20
  9. إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّ

    Nitekim uğursuz günde üzerlerine şiddetli bir rüzgarı devamlı olarak gönderdik.

    54:19
  10. كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

    Ad kavmi de tekzib etti. Benim azabım ve tehdidim nasılmış?

    54:18
  11. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

    Andolsun ki; Biz, Kur´an´ı düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan var mı?

    54:17
  12. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

    Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?

    54:16
  13. وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَا آيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

    Andolsun ki Biz, onu bir ayet olarak bıraktık. Düşünüp ibret alan var mı?

    54:15
  14. تَجْرِي بِأَعْيُنِنَا جَزَاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ

    Küfredilmiş olana mükafat olmak üzere Bizim gözetimimizle yüzüyordu.

    54:14
  15. وَحَمَلْنَاهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ

    Onu tahtadan yapılmış, mıhla çakılmışa bindirdik.

    54:13
  16. وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاءُ عَلَىٰ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

    Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık da su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşiverdi.

    54:12
  17. فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ

    Bunun üzerine Biz de gök kapılarını boşanan sularla açmıştık.

    54:11
  18. فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ

    O da Rabbına yalvarmış: Ben; yenildim, bana yardım et, demişti.

    54:10
  19. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ

    Onlardan önce Nuh kavmi de yalanlamış, kulumuzu tekzib ederek; delidir, demişler ve yolunu kesmişlerdi.

    54:9
  20. مُهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ ۖ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

    O çağırana koşarak kafirler: Bu, zorlu bir gündür, derler.

    54:8
  21. خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌ

    Gözleri hor ve hakir olarak, yaygın çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.

    54:7

Meal: İbn Kesir Tefsiri