Mushaf, sayfa 564

  1. فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةً سِيئَتْ وُجُوهُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَقِيلَ هَٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تَدَّعُونَ

    Onu yaklaşırken gördükleri vakit, küfredenlerin yüzleri buruştu. Ve: Sizin isteyip durduğunuz işte budur, denildi.

    67:27
  2. قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَهْلَكَنِيَ اللَّهُ وَمَنْ مَعِيَ أَوْ رَحِمَنَا فَمَنْ يُجِيرُ الْكَافِرِينَ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

    De ki: Beni ve benimle beraber bulunanları, Allah helak eder veya esirgerse; kafirleri, elim bir azabdan kurtaracak olan kimdir?

    67:28
  3. قُلْ هُوَ الرَّحْمَٰنُ آمَنَّا بِهِ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

    De ki: O, Rahman´dır. Biz, O´na inandık ve O´na tevekkül ettik. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz.

    67:29
  4. قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَصْبَحَ مَاؤُكُمْ غَوْرًا فَمَنْ يَأْتِيكُمْ بِمَاءٍ مَعِينٍ

    De ki: Eğer suyunuz yerin dibine batarsa, söyleyin; size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?

    67:30
  5. ن ۚ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ

    Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki;

    68:1
  6. مَا أَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

    Sen, nimeti sayesinde bir deli değilsin.

    68:2
  7. وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ

    Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükafat vardır.

    68:3
  8. وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

    Muhakkak ki sen; büyük bir ahlak üzerindesin

    68:4
  9. فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

    Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler;

    68:5
  10. بِأَيْيِكُمُ الْمَفْتُونُ

    Hanginizin aklından zoru olduğunu.

    68:6
  11. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

    Muhakkak ki senin Rabbın; kendi yolundan sapanları çok iyi bilir. Ve O, hidayete erevleri de en iyi bilendir.

    68:7
  12. فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ

    Öyleyse sen; yalanlayanlara uyma.

    68:8
  13. وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

    Onlar isterler ki; sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.

    68:9
  14. وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَهِينٍ

    Sen; yemin edip duran, izzet-i nefsi bulunmayana uyma.

    68:10
  15. هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ

    Daima ayıplayan ve laf getirip götürene.

    68:11
  16. مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

    Durmadan hayra engel olana, haddi aşana, çok günahkara.

    68:12
  17. عُتُلٍّ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ

    Kaba, haşin ve bunlardan başka da kulağı kesik olana,

    68:13
  18. أَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ

    Mal ve oğullar sahibi olmuş diye.

    68:14
  19. إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ

    Ayetlerimiz ona okunduğu zaman; öncekilerin masalları, der.

    68:15

Meal: İbni Kesir