Mushaf, sayfa 577

  1. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَىٰ وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

    Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O, takvaya ehildir, mağfirete ehildir.

    74:56
  2. فَمَنْ شَاءَ ذَكَرَهُ

    Kim isterse; ondan öğüt alır.

    74:55
  3. كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ

    Hayır, muhakkak ki o, bir öğüttür.

    74:54
  4. كَلَّا ۖ بَلْ لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ

    Hayır, doğrusu onlar, ahiretten korkmuyorlar.

    74:53
  5. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُنَشَّرَةً

    Hayır, onlardan her biri, önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.

    74:52
  6. فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍ

    Ürkmüş olan, arslandan.

    74:51
  7. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌ

    Ürkek yaban eşekleri gibi;

    74:50
  8. فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

    O halde bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?

    74:49
  9. فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ

    Artık onlara, şefaatçıların şefaatı fayda vermez.

    74:48
  10. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ

    Sonra şüphesiz onu açıklamak da Bize aittir.

    75:19
  11. فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ

    Öyleyse Biz, onu okuduğumuz vakit; sen, onun okunuşunu dinle.

    75:18
  12. إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ

    Şüphesiz onu toplamak ve okutmak Bize aittir.

    75:17
  13. لَا تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ

    Onu acele etmen için dilini onunla beraber oynatma.

    75:16
  14. وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُ

    Ma´zeretlerini sayıp dökse de.

    75:15
  15. بَلِ الْإِنْسَانُ عَلَىٰ نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ

    Daha doğrusu insan, kendi kendinin şahididir.

    75:14
  16. يُنَبَّأُ الْإِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

    O gün, önde ve sonda ne yaptıysa insana bildirilir.

    75:13
  17. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ

    O gün, herkesin duracağı yer, ancak Rabbının huzurudur.

    75:12
  18. كَلَّا لَا وَزَرَ

    Hayır, hiç bir sığınak yoktur.

    75:11
  19. يَقُولُ الْإِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ الْمَفَرُّ

    O gün, insan; kaçacak yer nerede? der.

    75:10
  20. وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ

    Güneş ve ay bir araya getirildiğinde,

    75:9
  21. وَخَسَفَ الْقَمَرُ

    Ay tutulduğunda,

    75:8
  22. فَإِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ

    Göz kamaştığında,

    75:7
  23. يَسْأَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ

    Kıyamet günü de ne zamanmış? diye sorar.

    75:6
  24. بَلْ يُرِيدُ الْإِنْسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ

    Fakat insan, önündekini yalanlamak ister de;

    75:5
  25. بَلَىٰ قَادِرِينَ عَلَىٰ أَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَهُ

    Evet, Biz parmak uçlarını bile düzeltmeye kadiriz.

    75:4
  26. أَيَحْسَبُ الْإِنْسَانُ أَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ

    İnsan zanneder mi ki Biz; onun kemiklerini bir araya toplayamayız?

    75:3
  27. وَلَا أُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ

    Nedamet çeken nefse yemin ederim.

    75:2
  28. لَا أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ

    Kıyamet gününe yemin ederim.

    75:1

Meal: İbn Kesir Tefsiri