Sure 18 El-Kehf (Kehf), ayet 86

  1. حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِنْدَهَا قَوْمًا ۗ قُلْنَا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِمَّا أَنْ تُعَذِّبَ وَإِمَّا أَنْ تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا

    Söz çevirisi

    حَتَّىٰٓ
    nihayet
    إِذَا
    ne zaman ki
    بَلَغَ
    ulaştı
    مَغْرِبَ
    battığı yere
    ٱلشَّمْسِ
    güneşin
    وَجَدَهَا
    ve onu buldu
    تَغْرُبُ
    batarken
    فِى عَيْنٍ
    bir gözede
    حَمِئَةٍ
    kara balçıklı
    وَوَجَدَ
    ve buldu
    عِندَهَا
    onun yanında da
    قَوْمًا
    bir kavim
    قُلْنَا
    dedik ki
    يَٰذَا
    Ey
    ٱلْقَرْنَيْنِ
    Zu'l-Karneyn
    إِمَّآ
    ya
    أَن تُعَذِّبَ
    azâb edersin
    وَإِمَّآ
    veya
    أَن تَتَّخِذَ
    davranırsın
    فِيهِمْ
    kendilerine
    حُسْنًا
    güzel

    En sonunda güneşin battığı yere vardığı zaman; onu kara bir suda batıyor buldu. Orada bir kavme rastladı. Zülkarneyn, onlara azab da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin, dedik.

    18:86

Meal: İbn Kesir Tefsiri

Sure 18 El-Kehf (Kehf)