Sure 20 Ta Ha
-
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ ۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا الْأُولَىٰ
Buyurdu: Tut onu korkma. Biz onu yine eski durumuna çevireceğiz.
20:21 -
وَاضْمُمْ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ آيَةً أُخْرَىٰ
Elini de koltuğunun altına koy ki; diğer bir mucize olarak kusursuz, bembeyaz çıksın.
20:22 -
لِنُرِيَكَ مِنْ آيَاتِنَا الْكُبْرَى
Bununla sana daha büyük mucizelerimizi gösterelim.
20:23 -
اذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَىٰ
Firavun´a git, doğrusu o, azmıştır.
20:24 -
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي
Dedi ki: Rabbım, göğsümü aç.
20:25 -
وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي
İşimi kolaylaştır.
20:26 -
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي
Dilimden de düğümü çöz ki;
20:27 -
يَفْقَهُوا قَوْلِي
Sözümü iyi anlasınlar.
20:28 -
وَاجْعَلْ لِي وَزِيرًا مِنْ أَهْلِي
Kendi ailemden bir vezir ver bana;
20:29 -
هَارُونَ أَخِي
Kardeşim Harun´u.
20:30 -
اشْدُدْ بِهِ أَزْرِي
Onunla destekle beni.
20:31 -
وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي
Onu işimizde ortak yap,
20:32 -
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا
Ki seni daha çok tesbih edelim.
20:33 -
وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا
Ve seni daha çok analım.
20:34 -
إِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَصِيرًا
Şüphesiz ki Sen, bizi görmektesin.
20:35 -
قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسَىٰ
Buyurdu: Ey Musa; istediğin sana verilmiştir.
20:36 -
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَىٰ
Zaten sana, başka bir defa daha lutufta bulunmuştuk.
20:37 -
إِذْ أَوْحَيْنَا إِلَىٰ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰ
Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.
20:38 -
أَنِ اقْذِفِيهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِفِيهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ بِالسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِي وَعَدُوٌّ لَهُ ۚ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِنِّي وَلِتُصْنَعَ عَلَىٰ عَيْنِي
Onu bir sandığa koy da suya bırak. Su onu kıyıya atar. Bana da, ona da düşman olan birisi onu alır. Gözümün önünde yetişesin diye, senin üzerine katımdan bir sevgi koydum.
20:39 -
إِذْ تَمْشِي أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَنْ يَكْفُلُهُ ۖ فَرَجَعْنَاكَ إِلَىٰ أُمِّكَ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ ۚ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَاكَ مِنَ الْغَمِّ وَفَتَنَّاكَ فُتُونًا ۚ فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِي أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَا مُوسَىٰ
Hani kızkardeşin gidip diyordu ki: Ona bakacak birini size göstereyim mi? İşte böylece, annen üzülmesin de gözü aydın olsun diye seni ona geri vermiştik. Ve sen, bir cana kıymıştın da; seni üzüntüden kurtarmıştık. Hem seni bir çok musibetlerle denemiştik. Böylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra da bir kader üzerine geldin ey Musa.
20:40
Meal: İbni Kesir