Mushaf, sayfa 264

  1. قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

    Buyurdu ki: Ey İblis, sen neden secde edenlerle beraber değildin?

    15:32
  2. قَالَ لَمْ أَكُنْ لِأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ

    Ben, dedi: Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın insana secde etmem.

    15:33
  3. قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

    Buyurdu ki: Öyleyse çık oradan. Sen, artık kovulmuş birisin.

    15:34
  4. وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ الدِّينِ

    Muhakkak ki ceza gününe kadar la´net sanadır.

    15:35
  5. قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    Dedi ki: Rabbım; beni hiç olmazsa tekrar dirilecekleri güne kadar ertele,

    15:36
  6. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ

    Buyurdu ki: Şüphesiz sen ertelenenlerdensin.

    15:37
  7. إِلَىٰ يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

    Bilinen gün gelene kadar.

    15:38
  8. قَالَ رَبِّ بِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    Dedi ki: Rabbım; beni azdırdığın için, andolsun ki; ben de onlara yeryüzündeki fenalıkları güzel göstereceğim ve onların hepsini azdıracağım.

    15:39
  9. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ

    Ancak içlerinden ihlas verilen kulların müstesna.

    15:40
  10. قَالَ هَٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ

    Buyurdu ki: İşte, Benim taahhüd ettiğim dosdoğru yol budur.

    15:41
  11. إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ

    Muhakkak ki kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olmaz. Ancak sana uyan sapıklar müstesna.

    15:42
  12. وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ

    Şüphesiz onların hepsine vaadolunan yer, cehennemdir.

    15:43
  13. لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ

    Onun yedi kapısı vardır. Ve her kapıdan onların girecekleri bir kısım vardır.

    15:44
  14. إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

    Müttakiler ise; muhakkak ki cennetler ve pınarlar içindedirler.

    15:45
  15. ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ آمِنِينَ

    Selametle ve güven içinde girin oraya.

    15:46
  16. وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ

    Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık. Artık onlar kardeş olarak sedirler üzerinde karşılıklı otururlar.

    15:47
  17. لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجِينَ

    Onlara orada hiç bir yorgunluk ve zahmet değmez. Oradan çıkarılacak da değillerdir.

    15:48
  18. نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

    Kullarıma bildir ki: Muhakkak Benim Ben, Gafur, Rahim olan.

    15:49
  19. وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الْأَلِيمُ

    Ve muhakkak ki azabım da elem verici bir azabtır.

    15:50
  20. وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ

    Hem onlara İbrahim´in konuklarından haber ver.

    15:51

Meal: İbni Kesir