Mushaf, sayfa 374

  1. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ الْمُرْسَلِينَ

    Lut kavmi de peygamberleri yalanladı.

    26:160
  2. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    Hani onlara kardeşleri Lut demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?

    26:161
  3. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.

    26:162
  4. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin.

    26:163
  5. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.

    26:164
  6. أَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمِينَ

    İnsanlar arasında erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?

    26:165
  7. وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ ۚ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

    Ve Rabbınızın sizin için yarattığı eşleri bırakıyor musunuz? Hayır, siz azmış bir kavimsiniz.

    26:166
  8. قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجِينَ

    Dediler ki: Ey Lut, buna son vermezsen sen, elbette çıkarılanlardan olursun.

    26:167
  9. قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالِينَ

    Dedi ki: Doğrusu ben, sizin işlediğinize kızanlardanım.

    26:168
  10. رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ

    Rabbım, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar.

    26:169
  11. فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ

    Bunun üzerine onu ve ailesini topluca kurtardık.

    26:170
  12. إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ

    Sadece yaşlı bir kadın geride kalanlardan oldu.

    26:171
  13. ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ

    Sonra diğerlerini yerle bir ettik.

    26:172
  14. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا ۖ فَسَاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرِينَ

    Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

    26:173
  15. إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

    Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü´minler olmadı.

    26:174
  16. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

    Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz´dir, Rahim´dir.

    26:175
  17. كَذَّبَ أَصْحَابُ الْأَيْكَةِ الْمُرْسَلِينَ

    Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

    26:176
  18. إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

    Hani onlara Şuayb demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?

    26:177
  19. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.

    26:178
  20. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin.

    26:179
  21. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.

    26:180
  22. أَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ

    Ölçüyü tam yapın da eksiltenlerden olmayın.

    26:181
  23. وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ

    Doğru ölçekle tartın.

    26:182
  24. وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    İnsanların eşyasını azaltmayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.

    26:183

Meal: İbni Kesir