Mushaf, sayfa 457

  1. وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْأَشْرَارِ

    Ve dediler ki: Bizim kendilerini kötülerden saydığımız adamları niçin burada görmüyoruz?

    38:62
  2. أَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْأَبْصَارُ

    Onları alaya almıştık. Yoksa şimdi gözlere görünmez mi oldular?

    38:63
  3. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ النَّارِ

    İşte bu, hakkın kendisidir. Cehennem ehlinin birbiriyle tartışması.

    38:64
  4. قُلْ إِنَّمَا أَنَا مُنْذِرٌ ۖ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا اللَّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ

    De ki: Ben, sadece bir uyarıcıyım. Vahid, Kahhar olan Allah´tan başka hiç bir ilah yoktur.

    38:65
  5. رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ

    Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbı Aziz´dir, Gafur´dur.

    38:66
  6. قُلْ هُوَ نَبَأٌ عَظِيمٌ

    De ki: Bu, büyük bir haberdir.

    38:67
  7. أَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

    Ama siz, ondan yüz çeviriyorsunuz.

    38:68
  8. مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَإِ الْأَعْلَىٰ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    Mele-i A´la´da olan tartışmalar hakkında benim bir bilgim yoktur.

    38:69
  9. إِنْ يُوحَىٰ إِلَيَّ إِلَّا أَنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُبِينٌ

    Bana, sadece vahyolunur. Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.

    38:70
  10. إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ طِينٍ

    Hani Rabbın meleklere demişti ki: Ben, çamurdan bir insan yaratacağım.

    38:71
  11. فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

    Onu yapıp ruhumdan kendisine üflediğim zaman; derhal secde edin ona.

    38:72
  12. فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

    Bütün melekler topluca secde ettiler.

    38:73
  13. إِلَّا إِبْلِيسَ اسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ

    Yalnız İblis, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.

    38:74
  14. قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّ ۖ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَالِينَ

    Buyurdu ki: Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden mi oldun?

    38:75
  15. قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِنْهُ ۖ خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ

    Dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.

    38:76
  16. قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

    Buyurdu ki: Çık oradan. Şüphesiz sen, artık kovulmuş birisin.

    38:77
  17. وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِي إِلَىٰ يَوْمِ الدِّينِ

    Ve muhakkak ki din gününe kadar la´netim senin üzerinedir.

    38:78
  18. قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    Dedi ki: Rabbım, diriltilecekleri güne kadar beni ertele.

    38:79
  19. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ

    Buyurdu ki: Sen, şüphesiz ertelenensin,

    38:80
  20. إِلَىٰ يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

    Belli bir vaktin gününe kadar.

    38:81
  21. قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    Dedi ki: Senin izzetine yemin olsun ki ben, onların hepsini muhakkak azdırırım.

    38:82
  22. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ

    Ancak içlerinden ihlasa erdirilmiş kulların müstesna.

    38:83

Meal: İbni Kesir