Mushaf, sayfa 521

  1. قَالُوا كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُ هُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ

    Onlar: Bu, böyledir, Rabbın buyurdu. Muhakkak ki O; Hakim, Alim olandır, dediler.

    51:30
  2. فَأَقْبَلَتِ امْرَأَتُهُ فِي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

    Bunun üzerine zevcesi hayretle seslenerek döndü, yüzünü kapayarak: Kısır bir kocakarı, dedi.

    51:29
  3. فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً ۖ قَالُوا لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ

    Derken onlardan endişeye düşmüştü. Korkma; demişler ve onu bilgin bir oğulla müjdelemişlerdi.

    51:28
  4. فَقَرَّبَهُ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

    Onlara yaklaştırıp; yemez misiniz? demişti.

    51:27
  5. فَرَاغَ إِلَىٰ أَهْلِهِ فَجَاءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ

    Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı ile gelmiş,

    51:26
  6. إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا ۖ قَالَ سَلَامٌ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ

    Hani onlar, yanına girip; selam sana, demişlerdi de; selam, demişti. Tanınmamış bir zümre.

    51:25
  7. هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ

    Sana, İbrahim´in şerefli misafirlerinin haberi geldi mi?

    51:24
  8. فَوَرَبِّ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَا أَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ

    Göğün ve yerin Rabbına andolsun ki; bu, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

    51:23
  9. وَفِي السَّمَاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

    Rızkınız da, size vaadolunan şeyler de semadadır.

    51:22
  10. وَفِي أَنْفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    Kendi nefislerinizde de. Hala görmez misiniz?

    51:21
  11. وَفِي الْأَرْضِ آيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ

    Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır.

    51:20
  12. وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ

    Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için de bir hak vardır.

    51:19
  13. وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

    Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.

    51:18
  14. كَانُوا قَلِيلًا مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

    Onlar gecenin az bir kısmında uyurlardı.

    51:17
  15. آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

    Rabblarının kendilerine verdiğini almış olarak. Zira onlar bundan önce de ihsan edenlerdendi.

    51:16
  16. إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

    Muhakkak ki muttakiler; cennetlerde ve çeşmelerdedirler.

    51:15
  17. ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ

    Tadın azabınızı, işte acele istediğiniz bu idi.

    51:14
  18. يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ

    O, kendilerinin ateşe sokulacakları gündür.

    51:13
  19. يَسْأَلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ الدِّينِ

    Din günü ne zaman? diye sorarlar.

    51:12
  20. الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ

    Ki onlar; koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

    51:11
  21. قُتِلَ الْخَرَّاصُونَ

    Kahrolsun o koyu yalancılar.

    51:10
  22. يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

    Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

    51:9
  23. إِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍ

    Muhakkak siz, ihtilaflı bir sözdesiniz.

    51:8
  24. وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْحُبُكِ

    Hareli yollara sahip olan göğe andolsun ki;

    51:7

Meal: İbn Kesir Tefsiri