Mushaf, sayfa 522

  1. وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ

    Allah ile birlikte başka bir tanrı edinmeyin. Doğrusu ben; size, O´ndan apaçık bir uyarıcıyım.

    51:51
  2. فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ

    Öyleyse Allah´a koşun. Doğrusu ben; size, O´ndan apaçık bir uyarıcıyım.

    51:50
  3. وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    Ve her şeyden çift çift yarattık ki ibret alasınız.

    51:49
  4. وَالْأَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ

    Yeryüzünü Biz, döşedik. Ne güzel döşeyicileriz.

    51:48
  5. وَالسَّمَاءَ بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

    Göğü gücümüzle Biz kurduk. Ve muhakkak ki Biz, genişleticiyiz.

    51:47
  6. وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ

    Daha önce de Nuh kavmini. Zira onlar gerçekten fasıklar güruhu idiler.

    51:46
  7. فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرِينَ

    Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım da görmemişlerdi.

    51:45
  8. فَعَتَوْا عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ

    Onlar ise Rabblarının emrine başkaldırmışlardı, buyruğundan çıkmışlardı. Bunun üzerine kendilerini göz göre göre yıldırım çarpmıştı.

    51:44
  9. وَفِي ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتَّىٰ حِينٍ

    Semud´da da. Hani onlara: Bir süreye kadar yararlanın, demişti.

    51:43
  10. مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ

    İsabet ettiği şeyi bırakmayıp toza çeviriyordu.

    51:42
  11. وَفِي عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرِّيحَ الْعَقِيمَ

    Ad´da da. Hani onların üzerine kasıp kavuran rüzgarı göndermiştik.

    51:41
  12. فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ

    Sonunda onu da, ordularını da yakalayıp denize attık. O, kınanacak işler yapıp durmaktaydı.

    51:40
  13. فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِ وَقَالَ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

    O, erkanı ile birlikte yüz çevirmiş; ya bir büyücü, ya da bir delidir, demişti.

    51:39
  14. وَفِي مُوسَىٰ إِذْ أَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ

    Musa´da da. Hani onu, apaçık bir delille Firavun´a göndermiştik.

    51:38
  15. وَتَرَكْنَا فِيهَا آيَةً لِلَّذِينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْأَلِيمَ

    Elim azabdan korkanlar için orada bir ayet bıraktık.

    51:37
  16. فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ

    Zaten orada bir evden başka müslüman bulamadık.

    51:36
  17. فَأَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

    Bunun üzerine orada bulunan mü´minleri çıkardık.

    51:35
  18. مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

    Ki; aşırı gidenler için Rabbının katında nişanlanmış.

    51:34
  19. لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ طِينٍ

    Ki; üzerlerine çamurdan taşlar yağdıralım.

    51:33
  20. قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَىٰ قَوْمٍ مُجْرِمِينَ

    Dediler ki: Biz, suçlu bir kavme gönderildik,

    51:32
  21. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ

    Ey elçiler, işiniz nedir? dedi.

    51:31

Meal: İbn Kesir Tefsiri