Mushaf, sayfa 535

  1. لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

    Belli bir günün belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır.

    56:50
  2. قُلْ إِنَّ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ

    De ki: Şüphesiz hem öncekiler, hem sonrakiler,

    56:49
  3. أَوَآبَاؤُنَا الْأَوَّلُونَ

    Önce gelmiş geçmiş atalarımız da mı?

    56:48
  4. وَكَانُوا يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Ve derlerdi ki: Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, gerçekten biz mi yeniden diriltileceğiz?

    56:47
  5. وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظِيمِ

    Ve büyük günah işlemekte direnip dururlardı.

    56:46
  6. إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

    Çünkü onlar; bundan önce refahla şımarmışlardı.

    56:45
  7. لَا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

    Ne serindir, ne de hoştur.

    56:44
  8. وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍ

    Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.

    56:43
  9. فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

    Kızgın ateşte, kaynar sulardadırlar.

    56:42
  10. وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ

    Solcular da. Solcular kimlerdir?

    56:41
  11. وَثُلَّةٌ مِنَ الْآخِرِينَ

    Bir çoğu da sonrakilerdendir.

    56:40
  12. ثُلَّةٌ مِنَ الْأَوَّلِينَ

    Bir çoğu öncekilerden,

    56:39
  13. لِأَصْحَابِ الْيَمِينِ

    Sağcılar için.

    56:38
  14. عُرُبًا أَتْرَابًا

    Eşlerine düşkün hep bir yaşıtlar.

    56:37
  15. فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا

    Ve onları el değmemişler kıldık.

    56:36
  16. إِنَّا أَنْشَأْنَاهُنَّ إِنْشَاءً

    Gerçekten Biz; onları, yeni bir yaratılışla yarattık.

    56:35
  17. وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ

    Yükseltilmiş döşekler üstündedirler.

    56:34
  18. لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

    Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan.

    56:33
  19. وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

    Bir çok meyve,

    56:32
  20. وَمَاءٍ مَسْكُوبٍ

    Çağlayan su,

    56:31
  21. وَظِلٍّ مَمْدُودٍ

    Yayılmış gölge,

    56:30
  22. وَطَلْحٍ مَنْضُودٍ

    Salkımları sarkmış muz ağaçları,

    56:29
  23. فِي سِدْرٍ مَخْضُودٍ

    Dikensiz kiraz,

    56:28
  24. وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ

    Sağcılar; ne bahtiyardır o sağcılar.

    56:27
  25. إِلَّا قِيلًا سَلَامًا سَلَامًا

    Yalnız selama karşılık; selam, denir.

    56:26
  26. لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

    Orada ne boş bir laf, ne de günaha sokacak birşey işitmezler.

    56:25
  27. جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

    Yapmakta olduklarına karşılık olarak.

    56:24
  28. كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ

    Saklı inci misali.

    56:23
  29. وَحُورٌ عِينٌ

    Şahin gözlü huriler de;

    56:22
  30. وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ

    Kuş eti, içlerinin çektiğinden.

    56:21
  31. وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَ

    Beğenecekleri meyveler,

    56:20
  32. لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَ

    Ondan baş ağrısına uğratılmayacakları gibi, akılları da giderilmez.

    56:19
  33. بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَعِينٍ

    Main´den büyük kaplarla, ibrikler ve kadehlerle.

    56:18
  34. يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ

    Ölümsüz civanlar etraflarında dolaşırlar.

    56:17

Meal: İbn Kesir Tefsiri