Mushaf, sayfa 591

  1. فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا

    Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.

    86:17
  2. وَأَكِيدُ كَيْدًا

    Ben de bir düzen kurmaktayım.

    86:16
  3. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا

    Gerçekten onlar düzen kuruyorlar,

    86:15
  4. وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِ

    Ve o, bir şaka değildir.

    86:14
  5. إِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌ

    Ki doğrusu bu, kesin bir sözdür,

    86:13
  6. وَالْأَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِ

    Ve yarılan yere,

    86:12
  7. وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الرَّجْعِ

    Andolsun o dönüş yeri olan göğe.

    86:11
  8. فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ

    Artık onun gücü de, yardımcısı da yoktur.

    86:10
  9. يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ

    O gün, sırlar yoklanıp meydana çıkarılacaktır.

    86:9
  10. إِنَّهُ عَلَىٰ رَجْعِهِ لَقَادِرٌ

    Şüphe yok ki O, onu yeniden döndürmeye kadirdir.

    86:8
  11. يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ

    Bel kemiği ile göğüslerin arasından çıkar.

    86:7
  12. خُلِقَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ

    O, atılıp dökülen bir sudan yaratılmıştır.

    86:6
  13. فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَ

    Şu halde insan bir baksın, neden yaratılmıştır?

    86:5
  14. إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ

    Hiç bir nefis yoktur ki mutlaka onun üzerinde bir gözeten bulunmasın.

    86:4
  15. النَّجْمُ الثَّاقِبُ

    O, delen yıldızdır.

    86:3
  16. وَمَا أَدْرَاكَ مَا الطَّارِقُ

    Nereden bileceksin sen Tarık´ın ne olduğunu?

    86:2
  17. وَالسَّمَاءِ وَالطَّارِقِ

    Andolsun göğe ve Tarık´a.

    86:1
  18. سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسَىٰ

    Seni okutacağız da hiç unutmayacaksın.

    87:6
  19. سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى

    Rabbının o çok yüce adını tesbih et.

    87:1
  20. وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّىٰ

    Rabbının adını anıp namaz kılan.

    87:15
  21. قَدْ أَفْلَحَ مَنْ تَزَكَّىٰ

    Doğrusu arınan, felah bulmuştur.

    87:14
  22. ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ

    O, orada ne ölecek, ne de dirilecektir.

    87:13
  23. الَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَىٰ

    Ki o, en büyük ateşe girecek olandır.

    87:12
  24. وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى

    Bedbaht olan ise ondan kaçınır.

    87:11
  25. سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشَىٰ

    Korkacak olan öğüt alacaktır.

    87:10
  26. فَذَكِّرْ إِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرَىٰ

    O halde öğüt fayda verecekse, öğüt ver.

    87:9
  27. وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ

    Ve seni kolay olana muvaffak edeceğiz.

    87:8
  28. إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ ۚ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ

    Yalnız Allah´ın dilediği başka. Çünkü O, açığı da, gizli olanı da bilir.

    87:7
  29. فَجَعَلَهُ غُثَاءً أَحْوَىٰ

    Sonra da onu kupkuru, siyah bir çöpe çevirmiştir.

    87:5
  30. وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَىٰ

    Ki O, yeşilliği çıkarmıştır.

    87:4
  31. وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَىٰ

    Ki O, takdir edip doğru yolu göstermiştir.

    87:3
  32. الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّىٰ

    Ki O, yaratıp şekil vermiştir.

    87:2

Meal: İbn Kesir Tefsiri