Mushaf, sayfa 592

  1. بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا

    Fakat siz, dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

    87:16
  2. وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ

    Halbuki ahiret, daha hayırlı ve daha bakidir.

    87:17
  3. إِنَّ هَٰذَا لَفِي الصُّحُفِ الْأُولَىٰ

    Şüphesiz ki bu, ilk sahifelerdedir.

    87:18
  4. صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ

    İbrahim´in ve Musa´nın sahifelerinde.

    87:19
  5. هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ

    Her şeyi sarıp kaplayacak olanın haberi sana geldi mi?

    88:1
  6. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ

    Yüzler vardır ki, o gün zillete bürünmüştür.

    88:2
  7. عَامِلَةٌ نَاصِبَةٌ

    Zor işler altında bitkin düşmüştür.

    88:3
  8. تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً

    Kızgın bir ateşe girerler.

    88:4
  9. تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ

    Kızgın bir kaynaktan içirilecektirler.

    88:5
  10. لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِنْ ضَرِيعٍ

    Kötü kokulu, kuru bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

    88:6
  11. لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِنْ جُوعٍ

    O, ne semirtir, ne de açlığı giderir.

    88:7
  12. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌ

    Yüzler de vardır ki; o gün, parıl parıldır.

    88:8
  13. لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ

    Çalıştıklarından hoşnuddur.

    88:9
  14. فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ

    Yüksek bir cennettedir.

    88:10
  15. لَا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً

    Orada boş bir laf işitmezler.

    88:11
  16. فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ

    Orada akan bir pınar vardır.

    88:12
  17. فِيهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌ

    Orada yüksek tahtlar,

    88:13
  18. وَأَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌ

    Yerleştirilmiş kaseler,

    88:14
  19. وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ

    Sıra sıra dizilmiş yastıklar,

    88:15
  20. وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ

    Serilmiş saçaklı halılar vardır.

    88:16
  21. أَفَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ

    Onlar deveye bakmazlar mı, nasıl yaratılmıştır?

    88:17
  22. وَإِلَى السَّمَاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ

    Göğe de. Nasıl yükseltilmiştir?

    88:18
  23. وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ

    Dağlara da. Nasıl dikilmiştir?

    88:19
  24. وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ

    Yere de. Nasıl yayılmıştır?

    88:20
  25. فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنْتَ مُذَكِّرٌ

    Öğüt ver, çünkü sen; ancak bir öğütçüsün.

    88:21
  26. لَسْتَ عَلَيْهِمْ بِمُصَيْطِرٍ

    Onların üzerine zor kullanıcı değilsin.

    88:22
  27. إِلَّا مَنْ تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ

    Ancak kim yüz çevirir ve küfrederse;

    88:23
  28. فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ

    Allah, onu en büyük azab ile azablandırır.

    88:24
  29. إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ

    Şüphesiz onların dönüşü, ancak Bizedir.

    88:25
  30. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ

    Sonra hesablarını görmek de muhakkak Bize düşer.

    88:26

Meal: İbni Kesir