Mushaf, sayfa 593

  1. وَالْفَجْرِ

    Andolsun fecre,

    89:1
  2. وَلَيَالٍ عَشْرٍ

    Ve on geceye,

    89:2
  3. وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ

    Hem çifte, hem teke.

    89:3
  4. وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ

    Gelip geçeceği demde geceye,

    89:4
  5. هَلْ فِي ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ

    Akıl sahipleri için bunların her biri birer yemine değmez mi?

    89:5
  6. أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

    Görmez misin, Rabbın nasıl yaptı Ad´a?

    89:6
  7. إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ

    Sütunlar sahibi İrem´e?

    89:7
  8. الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

    Ki o, şehirlerde bir benzeri yaratılmayandı.

    89:8
  9. وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ

    Dağ yamacında kayaları oyan Semud kavmine?

    89:9
  10. وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ

    Kazıklar sahibi Firavun´a,

    89:10
  11. الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ

    Ki bunlar, memleketlerde azgınlık etmişlerdi.

    89:11
  12. فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ

    Ve fesadı çoğaltmışlardı.

    89:12
  13. فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ

    Bu sebeple Rabbın onları, azab kırbacından geçirdi.

    89:13
  14. إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ

    Doğrusu Rabbın hep gözetlemekteydi.

    89:14
  15. فَأَمَّا الْإِنْسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ

    Ama insan; Rabbı kendisini deneyip kerem eder ve nimet verirse: Rabbım beni şerefli kıldı, der.

    89:15
  16. وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ

    Ama onu denemek üzere rızkını daraltırsa: Rabbım beni fakir düşürdü, der.

    89:16
  17. كَلَّا ۖ بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ

    Hayır; doğrusu siz, yetime ikram etmezsiniz.

    89:17
  18. وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ الْمِسْكِينِ

    Yoksulu yedirmek için birbirinizi teşvik etmezsiniz.

    89:18
  19. وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَمًّا

    Mirası hak gözetmeden yersiniz.

    89:19
  20. وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا

    Malı da pek çok seversiniz.

    89:20
  21. كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا

    Ama yer; parça parça dağıtıldığında.

    89:21
  22. وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا

    Melekler sıra sıra dizilip Rabbının buyruğu geldiğinde.

    89:22
  23. وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنْسَانُ وَأَنَّىٰ لَهُ الذِّكْرَىٰ

    Cehennem o gün getirilir. İnsan o gün, hatırlayacak ama hatırlamadan ona ne?

    89:23

Meal: İbni Kesir