Mushaf, sayfa 600
-
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ
Göğüslerde bulunanların derlenip toparlanacağını?
100:10 -
إِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَبِيرٌ
Muhakkak ki Rabbları, o gün, onların her şeyinden haberdardır.
100:11 -
الْقَارِعَةُ
Felaket kapısını çalacak olan,
101:1 -
مَا الْقَارِعَةُ
Nedir o felaket kapısını çalacak olan?
101:2 -
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ
O felaket kapısını çalacak olanın ne olduğunu bilir misin sen?
101:3 -
يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ
O gün; insanlar yaygın pervaneye dönecekler.
101:4 -
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ
Dağlar; atılmış renkli yünler gibi olacak.
101:5 -
فَأَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ
Ama kimin tartıları ağır gelirse;
101:6 -
فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ
O, hoş bir hayat içindedir.
101:7 -
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ
Ama kimin de tartıları hafif gelirse;
101:8 -
فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
Artık onun da durağı Haviye´dir.
101:9 -
وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ
Onun ne olduğunu bilir misin sen?
101:10 -
نَارٌ حَامِيَةٌ
Kızgın bir ateştir.
101:11 -
أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ
Çokluk ile böbürlenmeniz, sizi öylesine oyaladı ki;
102:1 -
حَتَّىٰ زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ
Mezarlıkları bile ziyaret ettiniz,
102:2 -
كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
Hayır; ilerde bileceksiniz.
102:3 -
ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
Yine hayır; ilerde bileceksiniz.
102:4 -
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ
Hayır; eğer kesin bir bilgi ile bilseydiniz,
102:5 -
لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ
Andolsun ki; cehennemi muhakkak göreceksiniz.
102:6 -
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ
Andolsun ki; yine onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.
102:7 -
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ
Sonra o gün, andolsun ki; nimetlerden sorulacaksınız.
102:8
Meal: İbni Kesir