Sure 11 Hud, ayet 8

  1. وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ إِلَىٰ أُمَّةٍ مَعْدُودَةٍ لَيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُ ۗ أَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ

    Söz çevirisi

    وَلَئِنْ
    ve şayet
    أَخَّرْنَا
    geciktirsek
    عَنْهُمُ
    onlardan
    ٱلْعَذَابَ
    azabı
    إِلَىٰٓ
    için
    أُمَّةٍ
    bir süre
    مَّعْدُودَةٍ
    sayılı
    لَّيَقُولُنَّ
    mutlaka derler
    مَا
    nedir?
    يَحْبِسُهُۥٓ
    onu alıkoyan
    أَلَا
    haberiniz olsun ki
    يَوْمَ
    gün
    يَأْتِيهِمْ
    o geldiği
    لَيْسَ
    değildir
    مَصْرُوفًا
    geri çevrilecek
    عَنْهُمْ
    kendilerinden
    وَحَاقَ
    ve kuşatır
    بِهِم
    onları
    مَّا
    şey
    كَانُوا۟
    oldukları
    بِهِۦ
    onu
    يَسْتَهْزِءُونَ
    alaya alıyor(lar)

    Sayılı bir müddete kadar üzerlerinden azabı erteleyecek olsak mutlaka: Bunu alıkoyan da ne? derler. Dikkat edin, o geldiği gün, onlardan asla dönmeyecek, alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.

    11:8

Meal: İbn Kesir Tefsiri

Sure 11 Hud