Sure 26 Eş-Şuara (Şuara)
-
أَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ
Ölçüyü tam yapın da eksiltenlerden olmayın.
26:181 -
وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ
Doğru ölçekle tartın.
26:182 -
وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
İnsanların eşyasını azaltmayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
26:183 -
وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ
Sizi ve daha önceki nesilleri yaratmış olandan korkun.
26:184 -
قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ
Dediler ki: Sen, ancak büyülenmişlerdensin.
26:185 -
وَمَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَإِنْ نَظُنُّكَ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ
Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz.
26:186 -
فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِنَ السَّمَاءِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
Eğer sadıklardan isen bize, gökten bir parça indir.
26:187 -
قَالَ رَبِّي أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ
Dedi ki: Rabbım; yaptıklarınızı en iyi bilendir.
26:188 -
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Onu da yalanladılar ve onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Doğrusu o, büyük bir günün azabı idi.
26:189 -
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü´minler olmadı.
26:190 -
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz´dir, Rahim´dir.
26:191 -
وَإِنَّهُ لَتَنْزِيلُ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Muhakkak ki o, elbette alemlerin Rabbının indirmesidir.
26:192 -
نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ
Onu Ruh el-Emin indirmiştir.
26:193 -
عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرِينَ
Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın.
26:194 -
بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبِينٍ
Apaçık arab diliyle.
26:195 -
وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ
O, daha öncekilerin kitablarında vardır.
26:196 -
أَوَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ آيَةً أَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمَاءُ بَنِي إِسْرَائِيلَ
İsrailoğullarının bilginlerinin bunu bilmesi de onlar için bir ayet değil midir?
26:197 -
وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلَىٰ بَعْضِ الْأَعْجَمِينَ
Biz, onu arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik.
26:198 -
فَقَرَأَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانُوا بِهِ مُؤْمِنِينَ
Ve o, bunu onlara okusaydı, yine de ona inananlardan olmazlardı.
26:199 -
كَذَٰلِكَ سَلَكْنَاهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
İşte böylece onu suçluların kalbine sokarız.
26:200
Meal: İbni Kesir