Sure 26 Eş-Şuara (Şuara)

  1. فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكْمًا وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُرْسَلِينَ

    Bu yüzden sizden korktuğum için kaçtım. Sonra Rabbım bana hüküm ihsan etti ve beni peygamberlerden kıldı.

    26:21
  2. وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنْ عَبَّدْتَ بَنِي إِسْرَائِيلَ

    İşte, başıma kaktığın o nimet, İsrailoğullarını köle ettiğin içindir.

    26:22
  3. قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَمِينَ

    Firavun: Alemlerin Rabbı da nedir? dedi.

    26:23
  4. قَالَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ إِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ

    Dedi ki: Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır. Eğer siz yakin getirenlerden iseniz.

    26:24
  5. قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

    Yanında bulunanlara: İşitmiyor musunuz? dedi.

    26:25
  6. قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ

    O da: Sizin de Rabbınız ve önce geçmiş atalarınızın da Rabbıdır, dedi.

    26:26
  7. قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ الَّذِي أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ

    Firavun dedi ki: Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir.

    26:27
  8. قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ إِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ

    O da: Eğer aklınızı başınıza alırsanız; doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır, dedi.

    26:28
  9. قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ إِلَٰهًا غَيْرِي لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُونِينَ

    Firavun dedi ki: Benden başka bir tanrı edinirsen; şüphesiz seni hapse atılanlardan kılarım.

    26:29
  10. قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُبِينٍ

    Sana apaçık bir şeyle gelmişsem de mi? dedi.

    26:30
  11. قَالَ فَأْتِ بِهِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

    Firavun: Eğer doğru söylüyorsan, haydi getir onu, dedi.

    26:31
  12. فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبِينٌ

    Bunun üzerine o asasını attı, bir de ne görsün; apaçık bir ejderhadır.

    26:32
  13. وَنَزَعَ يَدَهُ فَإِذَا هِيَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ

    Elini çıkardı, bir de ne görsün; bakanlara bembeyazdır.

    26:33
  14. قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُ إِنَّ هَٰذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ

    Çevresinde bulunan ileri gelenlere dedi ki: Şüphesiz bu, belletilmiş bir büyücüdür.

    26:34
  15. يُرِيدُ أَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ أَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

    Sizi büyüsüyle memleketinizden çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?

    26:35
  16. قَالُوا أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِرِينَ

    Dediler ki: Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere toplayıcılar gönder.

    26:36
  17. يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍ

    Belletilmiş tüm büyücüleri sana getirsinler.

    26:37
  18. فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِمِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

    Büyücüler belli bir günün tayin edilen vaktinde toplandılar.

    26:38
  19. وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَ

    İnsanlara: Siz de toplanır mısınız? denildi.

    26:39
  20. لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ السَّحَرَةَ إِنْ كَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ

    Eğer onlar galip gelirlerse; büyücülere belki biz de tabi oluruz.

    26:40

Meal: İbni Kesir